----
Sosyal medyanın gelişim sürecine bakmak için, Webin yaşadığı farklı dönemlere ve
kullanıcı tabanlı içeriğin getirdiği faydalara bakmak önemlidir. Aynı zamanda internetin
gelişim süreci de sosyal medyanın oluşmasında önemli bir yer tutmaktadır. İnternetin en
fazla gelişme gösterdiği 1990’lı yılların sonuna doğru, internetin yaratmış olduğu yeni
ekonomi ile birlikte, teknoloji firmalarının o zamana kadar sürekli artan piyasa değerleri
azalmaya başlamıştır. Bu değer kaybı ve hatta şirket iflaslarının temel nedeni, bu yeni
internet firmalarının karlılık sunamamasıdır (Odabaşı ve Odabaşı, 2010:15). Piyasalarda
balon patlamasına benzetilen bu değer kaybı sürecinin sebepleri; ticari ve finansal temelin
görmezlikten gelinmesi, haksız yere gelir elde etme tutumu, işletme vizyonu ve strateji
yoksunluğu, yanlış öncelikler, ürün odaklılık ve tüketici ihtiyaçlarının görmezden
gelinmesi olarak sıralanmaktadır (Constantinides, 2006:113) Aşağıdaki grafikte (Bkz. Şekil 17

1) bu internet sitelerinin çoğunlukla bulunduğu Nasdaq endeksinin yıllara göre değişimi
görülmektedir.
2001’de nokta-com şirketlerinin değerlerini büyük ölçüde kaybetmesinin ardından,
Webe öz benliğini kazandıran platform sosyal medya olmuştur. Webin bahsedilen bu öz
benliği ise; kullanıcılar arasında enformasyon alışverişini sağlayacak platform olma
özelliğidir (Kaplan ve Haenlein, 2001:60).
Şekil 1: İnternet Sitelerinin Borsa Değerleri Göstergesi

Sosyal medyanın ortaya çıkışının tarihsel süreci 1979 yılında Jim Ellis ve Tom
Truscott tarafından kurulan Usenet ile başlamaktadır. Usenet; dünya genelindeki internet
kullanıcılarına mesaj atma imkânı sunan bir tartışma platformudur. Günümüzdeki
kullanımı anlamında sosyal medyanın ortaya çıkışı ise 1989 yılında Bruce ve Susan
Abelson tarafından kurulan ve çevrimiçi günlük yazan kişileri bir toplulukta toplayan Open
Diary Web sitesi ile gerçekleşmektedir. “Weblog” kavramı da aynı sene içinde ortaya
çıkmış ve bir sene sonra blog yazarlarının “Weblog” terimini “we blog” (Blogluyoruz) 18

olarak kullanması ile blog kavramı oluşmuştur. İnternet hızının gittikçe arttığı ve geniş
bant servislerinin çoğalması ile MySpace (2003) ve Facebook (2004) gibi yeni sosyal ağ
siteleri kurulmuş ve sosyal medya oluşma aşaması bu şekilde gelişmiştir (Kaplan ve
Haenlein, 2009:60).
Sosyal medya; topluluk merkezli Web sitelerinde bilgi, tecrübe ve bakış açılarının
paylaşılması ile ilgilidir. Sosyal medya; Web 2.0 teknolojilerinin ve kullanıcı tabanlı
içeriğin doğal bir sonucudur. Web 1.0’ın statik, program tabanlı ve tek kişilik üreticiliği
karşısında Web 2.0’ın dinamik, kullanıcılara içerik yaratma imkânı veren ve sosyal tabanlı
olması durumu, sosyal medyanın doğuşunda önemli bir yer tutmaktadır (Bozarth, 2010:11).
Sosyal medya, en basit tanımıyla; Web 2.0 teknolojilerinin kullanıldığı iletişim
ortamlarıdır. Konuşmalar, bağlantılar ve katılımlardan kaynaklanan Web 2.0 durakları,
iletişim araçları, siteleri ve çevrimiçi yayınlar (Gunelius, 2011:10) olarak da tanımlanan
sosyal medya; insanların sosyalleşmek için kullandıkları medya türüdür (Safko, 2010:3).
Sosyal medya ve Web 2.0 kavramları birbirleriyle ilişkili olmakla beraber birbirlerinden
ayrı kavramlardır. Çok fazla birbirlerinin yerine kullanılan ve bu sebeple çok karıştırılan bu
iki kavram, temel noktalarda farklılık göstermektedir. Web 2.0 bir uygulamalar platformu
iken, sosyal medya bu altyapıları kullanan iletişim araçlarının bütününe verilen addır
(Yayla, 2010:59). Web 2.0 sosyal medyanın teknik boyutu olarak öne çıkar ve çevrimiçi
servisleri ve teknolojileri içeren, sosyal aktivite ve medya yaklaşımı içermesine gerek
duyulmayan bir kavramdır (Lietsala ve Sirkkunan, 2008:18).
Bir başka tanıma göre sosyal medya; birbirinden bağımsız olarak gelişmiş ve
tüketicilerin kendi içeriklerini yansıtabilmelerini ve başkalarıyla paylaşmalarını sağlayan
çevrimiçi uygulamalardır (Gülsoy, 2009:245). 19

Kaplan ve Haenlein’e (2009) göre sosyal medya; Web 2.0’ın teknolojik ve ideolojik
altyapısında oluşturulan ve kullanıcı tabanlı içeriğin oluşturulmasına ve değiştirilmesine
imkân tanıyan internet temelli uygulamalar bütünüdür. Birbirlerini ürünler, markalar,
servisler, kişiler ve problemler hakkında eğitmek niyetiyle tüketicilerin yarattığı, ön ayak
olduğu, belirlediği ve kullandığı bir takım yeni çevrimiçi enformasyon kaynaklarının
bulunduğu bir medya formu olan sosyal medya; teknoloji, sosyal etkileşim, katılım ve
içerik yaratımı kavramlarını içeren genel bir tanımdır.
Sosyal medya bir takım temel özelliklere sahiptir. Bunlar (ICrossing, 2008:5);
Katılım: Sosyal medya, istekli olan herkesi katkı yapma ve geri dönüş sağlama
konusunda cesaretlendirmektedir. Bu da medya ve kitle arasındaki çizginin silikleşmesine,
yani “içerik oluşturan” ve “takip eden” tanımlarının net olan ayırımının azalmasına yol
açmaktadır.
Açıklık: Sosyal medya servislerinin birçoğu geri bildirim ve katılıma açıktır.
Oylama, yorumlama ve bilgi paylaşımını teşvik etmektedirler. İçeriğe ulaşmada ve içeriği
kullanmada nadiren giriş engelleri bulunmaktadır. Zaten, şifre korunaklı içerikler
kullanıcılar tarafından çok fazla benimsenmemektedir.
Karşılıklı Konuşma: Geleneksel medya “yayıncılık” ile ilgiliyken (içerik bir
kaynaktan izleyicilere dağıtılıyor) sosyal medya daha çok iki yönlü bir iletişim ve etkileşim
sağlamaktadır.
Topluluk: Sosyal medya, toplulukların hızlıca oluşmasına ve etkili bir iletişime
sahip olmasına izin verir. Topluluklar ortak ilgileri paylaşırlar.
Bağlantılı olma: Sosyal medya sitelerinin birçoğu bağlantılı olma özelliklerini
geliştirmekte ve diğer sitelere, kaynaklara ve kişilere link vererek trafik sağlamaktadırlar. 20

Sosyal medya; ilişki kurma, güven inşa etme, diğer insanlara ulaşma ve onlarla
bağlantılı kalmada iletişim ve bilişim teknolojilerinin kullanılması ile ilgilidir (Safko,
2010:4). Bu teknolojilere hiç yabancı olmayan nesillerin giderek dünya nüfusunda daha
fazla pay alması sonucu sosyal medya kullanımı her geçen gün artmaktadır. 2012 yılında
62 ülkede 41,738 internet kullancısı ile yapılan Universal Mccan Wave 6 araştırması tüm
dünyada sosyal medyanın yoğunlukla kullanıldığını ortaya koymaktadır. Araştırmanın
raporuna göre (Universal Mccan Wave 6, 2012);

  •  Sosyal ağ sitelerine her gün 1.5 milyar ziyaret gerçekleşmektedir, 
  •  Kullanıcıların % 81’i arkadaşlarının sosyal ağlardaki profillerini ziyaret 

etmektedirler,

  •  Kullanıcıların % 88’i çevrimiçi video izlemektedirler, 
  •  % 77 oranındaki kullanıcılar sosyal ağ sitelerinde profil sahibidirler, 
  •  İnternet kullanıcılarının % 47’si marka topluluklarına katılmaktadır, 
  •  Kullanıcıların % 49’u video paylaşım sitelerine video yüklemektedirler, 
  •  İnternet kullanıcıları haftada ortalama 13 saatlerini internet ve 8 saatlerini 

sosyal ağlarda geçirmektedirler,

  •  Kullanıcıların % 42,9’u microblogging (Twitter) kullanmaktadırlar, 
  •  Kullanıcıların % 30 sosyal medya araçlarına mobil cihazlar ile ulaşmaktadır, 
  •  Kullanıcıların akıllı telefon ve tablet kullanımları artarken, kişisel bilgisayarlar 

internet ve sosyal medya kullanımında önde gelen araçtır.
Sosyal medya; içerik üretimi, yayınlama ve ulaşma konularında kuralları yeniden
yazmıştır. Basitçe, medyanın platformunu çoktan çoğa olarak değiştiren paradigma olarak
tanımlanan sosyal medya (Poytner, 2010:160); en iyi geleneksel medya bağlamında
açıklanır (Zarella, 2010:13). Televizyon, dergi, gazete ve radyo gibi geleneksel medya 21

araçları tek yönlü ve statik yayın teknolojilerine sahiptir. Örneğin, geleneksel medya
araçları tüketicilere bir içerik sunarlar ve işletmeler de bu içeriklerin içinde ve/veya bu
içeriklerden bağımsız olarak reklam sayfalarında tüketicilere ulaşmaya çalışırlar ya da
televizyonlarda izlenen programların arasında veya süresince reklamlar verirler. Bu
yayınlarda tüketicinin beğenmediği veya onaylamadığı içeriklere anında ve etkili bir geri
bildirimde bulunması imkânsızdır. Yeni Web teknolojileri ise herkesin kolayca içerik
yaratmasına ve daha önemlisi bu içeriği yayınlamasına ve dağıtmasına izin vermektedir.
Bu durumda, insanlar bu yeni ortamlarda sosyal ve çift yönlü bir iletişim platformuna
kavuşmuş olmaktadır.
 Sosyal medya tüketicilere içerik üretme fırsatı tanırken yeni kavramların ortaya
çıkmasına da yol açmıştır. Toffler (1980:266-269) sosyal medyadan çok önceleri prosumer
(üreten tüketiciler) kavramını geliştirmiş ve üretime katkıda bulunan tüketicileri ve bu
katkının önemini ortaya koymuştur. Bu düşüncenin şekil verdiği tüketiciler, self-servis
restoranların ve benzin istasyonlarının benimsenmesine yol açmıştır. Daha sonraları,
Tapscott ve Williams (2007:171-207) aynı tüketici profilini internet üzerinde yaratılan
içerikler çerçevesinde yorumlamış ve kullanıcı ve tüketici tabanlı içerik gibi kavramların
ortaya çıkmasına ön ayak olmuşlardır. Aynı zamanda Bruns ve Jacobs (2007) üreticilerin
kullanıcı olduğunu vurgulayan produser (kullanıcı üretici) kavramını ortaya atmışlardır.

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Top