----

Üniversiteli Olmak

Yıllardır hayalini kurduğumuz üniversiteye adım attık ve hedef bitti değil mi?

Çünkü geçim kağıdı alacağız ya 4-5 sene sonra artık garantiledik. O diplomayı er ya da geç herkese veriyorlar.
Fakat bilir misin kumpas tutmadan mühendis olana bakan gözleri, mizan yapmadan maliye bitirine edilen muameleyi…

Yapılan hangi işe olursa olsun canı gönülden sarılınıp ciddiyetle yapılırsa, maddi manevi kazanç sağlanır.
Mesleğe verilen önem, o mesleğin her inceliğini öğrenip öğrenmemekle anlaşılır. Eğer çıraklığını yapmadığınız bir mesleğin Ustalığına göz diktiyseniz, mesleğinizin en küçük teferruatına kadar bilip, anlama mecburiyetinizin olduğunu sakın unutmayın !

Bu şekilde bir anlayış günümüz öğretim kurumlarında olmadığı gibi öğrencilerimizde de çok nadirdir. Ailemizden, çevremizden, bu konuları nasıl öğreneceğimizi, nelere dikkat etmek gerektiğini öğrenmediğimiz için, işimizin sadece bir kısmını yapmak yoluna gidiyoruz.
Örneğin bir terzi, elbise, bluz, etek dikişlerini çok mükemmel yapıyor da, manto, ceket dikişi yapamıyorsa bunları öğrenmemiştir. Halbuki bir terzi, terzilik mesleğinin içinde bulunan her konuyu, en ince teferruatına kadar öğrenerek, her konuda ehliyetli olmalıdır.

Çırak olmadan Usta olunmaz !
Üniversiteli Olmak


Usta olmak için pratik yok ise diploma bir şey ifade etmez, bir kağıt parçasından başka…
Nice Ustalar var ki yıllarını mesleği uğruna geçirmiş ama bir diploması bile yok. Ama Mesleğin adı Usta, Ustanın adı meslek olmuş.
Örneğin bir Mimar Sinan her şeye ifade Ustalık için.
Ustanın kararı iş içinde eğitim ile başlamış: eksiklerden kurtulup meslek tamlığıyla iftihar etmek için.
Koymuş Şehzade (Mehmed) Camisini çıraklık eserim diye !
Dönmüş bakmış kendine bu yeter mi koskoca İnsana eser diye !
Durmadan, yılmadan çalışmış; koymuş ortaya eseri Süleymaniye Camisini olurum Usta diye!

Sen kim Ustalık kim olmazsa Selimiye…


Acaba hiç kendimizi izledik mi yatkınlıklarımız nereye? Ne yapmaktan gerçekten tatmin oluyoruz. Özenip te, içimiz kaynayıpta yapmadığımız iş var mı? Bu tür eğilimlerimizi hissettiğimiz mesleklere yönelip, çıraklık yaptı isek üniversite tam yeri.
Her insanın yaratılışından gelen doğal bir yeteneği vardır fakat bunlar bazen aile, bazen çevre etkisi ile bastırılır. Fakat o kişi hangi mesleği yaparsa yapsın doğal yeteneğini gösterecek fırsat arar.
Bir şekilde bir bölümde okuyorsak artık yapacağımız bir yol var.
Öncelikle kendimizi tanımalıyız bunun içinde bir eğitim şart.
Sonrasında mesleğimize dair teorik bilgi sahibi olmalıyız.
O mesleğin çalışabileceği iş kollarını tanıyıp yapımıza yatkın olanlarda pratik yapma derdine düşmeliyiz.
Doğal yeteneklerimizi ancak bu şekilde ortaya koyarız ki mesleğimizin tatminliğini gerçekten yaşayabilelim.

Neden bekleyesin koskaca İnsansın… Sen seni var edeceksin tabii ki. Kim kendini var etmiş ki gerçekten, seni yüceltebilsin.
Kendi kıymetini bilmeyen, senin kıymetini bilebilir mi? İşin özü Sen kendi kıymetini bilmez isen, kimse bu cevheri görebilir mi?
Diyorsun ki ben kendimden çok memnun değilim ama siz memnun olun, bana değer verin. Böyle birşey mümkün mü?
Artık üniversitelisin. Bir devir atladın demektir. Önce kendine, sonra ailene ve vatan milletine katkı sağlacak bir yeterlilik gösterdin. Ailenin gözbebeği, gelecek nesillerin yol göstericisisin, tabii inanırsan.
Eğer ki bu zamana kadar acizliğine, pısırıklığına, yetersizliğine inandı ise bundan sonra da yapabileceğine inan.
Teksin, lidersin, sahipsin ve yeteneklisin. Neden önde gitmeyesin…
Sen buna inanırsan işte seni kimse yok edemez…

0 yorum:

Yorum Gönder

 
Top